20, 30, 40′lı Yaşlarda Cilt Bakımı
Ocak 13, 2008
20, 30, 40′lı Yaşlarda Cilt Bakımı
CİLDİNİZİ hırpalayan pek çok etken var. Sizin üzerinize düşen tek şeyse, güzelliğinizi korumaya çalışmak. Uykusuzluk, hava kirliliği ve stresin cildinize etkileri karşısında, doğru ve sürekli bir cilt bakımı uygulamıyorsanız, cildinizin nemini yitirmesi, kuruması, kırışması ve zamanından önce yaşlanması kaçınılmaz. Bu nedenle 20 yaşından itibaren, cilt bakımına başlamak gerekiyor. Tabii bu bakımın yaş ilerledikçe farklılaşması da şart. Günümüzün modern kadını, artık yüzüne sürdüğü, hatta değdirdiği her ürün konusunda son derece seçici davranmak zorunda. 20′Lİ YAŞLARDA CİLT BAKIMI Bu yaşlarda cilt güçlü, pürüzsüz ve gergindir. Ama özellikle alın ile burnun ve ağzın yan taraflarında sivilce topluluklarına rastlanır. Genç cildin tek sorunu da budur: Sebum salgıları ve hormonlar henüz düzene girmemiştir. Ölü hücreler ayda 1 kez, yerlerini yenilerine bırakmak üzere, dökülür. Dokular sağlamdır, Vücut tarafından yıkılan kolajen, kolaylıkla tekrar üretilir. Temizlik ve nemlendirme anahtar kelimelerdir. Özellikle sivilce ve siyah noktaların fazla olduğu durumlarda, doğru sabunu kullanmaya özen gösterilmelidir. En sık yapılan hata, cildin yağını fazlasıyla alan bir ürün seçmektir: Böyle bir durumda, sivilceler azalmak yerine artar. Çünkü, cilt yüzeyindeki nem ve yağ tabakası hızla yok olur. Kullanılan kremler, gözeneklerin fazla tıkanmasını önlemek için, hafif olmalıdır. Ayrıca, genç ciltte leke oluşmasına fırsat vermemek için, parfüm içermemelidir. 30′LU YAŞLARDA CİLT BAKIMI Otuzlu yaşlarda birkaç küçük sorun baş gösterir: Göz çevresi, alın ve ağzın kenarlarında, özellikle ışıkta belli olan, ilk kırışıklıklar ortaya çıkar. Yaşlı hücreler, dökülme yeteneklerini kaybeder ve üst derinin kalınlaşmasına neden olurlar. İşte bu yüzden, cilt yüzeyi artık eskisi kadar pürüzsüz değildir. Işık eskisi gibi güzel yansımadığından, cilt yüzeyinde gölge oyunları oluşur. Cilt kıvrımları arasına sızan makyaj malzemeleri de, alerjik reaksiyonlara neden olmaya başlarlar. Esnek lifler ve kolajen eskisi kadar fazla üretilmez. Cildin devamlı hareket halinde olduğu bölgelerde ilk belirgin izler oluşur. Yeterince güçlü olmayan bir cilt, güneş ışınlarından fazlasıyla zarar görür. Bu yaşlarda cilt, ilk zayıflık belirtilerini göstermeye başladığından, zararlı UV ışınları, cildin orta tabakasına kolaylıkla geçebilir. Bunu önlemek için ne mi yapmalı? Ağızdan A, F ve E vitaminleri ile mineral preparatları alınabilir. Dışarıdan yapılacak uygulamalara gelince: Sabahları koruma filtresi içeren kremler, akşamları ise cildi nemlendirip onaran meyve asitlerinden faydalanılabilir. Bu yaşa dek normal ya da karma olan bir cilt, birden kuruyabilir. Hemen uygulamaya geçmeniz gereken strateji, hassas ciltler için hazırlanmış, bileşiminde rahatlatıcı ve dengeleyici maddeler bulunan, özel ürünler kullanmaktır. Özel temizliğin dışında, nemlendirici bir kremle masaj yapılmalıdır. 40′LIYAŞLARDA CİLT BAKIMI 40′ını geçip de 35′inde gösteren kadınlar vardır. Yalnızca şans ya da kalıtım mı? Elbette değil. Cildin yaşlanmasını geciktirmek için yapılabilecek pek çok şey var. Bu yaşlardaki cildin kolajen üretimi giderek azalır. Üst katman hala gücünü korusa da, iç kısımda bulunup, onu destekleyen esnek lifler biraz zayıf düşer. Bu durum, dıştan bakıldığında, yanaklarda ya da çenenin altında çöküntüler şeklinde görülebilir. Bazen de, cilt mat ya da solgun bir görünüm alır. Bunun nedeni, hücre değişiminin yavaşlamasıdır. 40 yaşına gelindiğinde, tıpkı vücutta olduğu gibi, yüzdeki kaslarda da çökmeler görülür. Bu yüzden, her gün ayna önünde yapılacak 5 dakikalık bir yüz jimnastiği de mükemmel sonuç verir. Garip olduğu kadar etkili bir diğer egzersiz de, çubuk şeklinde bir sakızı dişlerin arasına yerleştirip, bu şekilde çiğnemeye çalışmaktır. Bir diğer kurnazlık da, yüzün bir yanı üzerinde uyumaktan kaçınmaktır: Aksi halde, yüzde kolaylıkla kırışıklık oluşabilir. Son olarak, ağızdan alınacak, vitamin ve mineral takviyesine önem vermenizi hatırlatalım. NEMLENDİRİCİNİZİ YAŞINIZA GÖRE SEÇİN Nem kaybına uğrayan cilt iki sorunla karşı karşıya kalır: Cildin en üst yüzeyi olan epidermdeki su molekülleri, buharlaşmaya karşısında, koruyucu bariyer görevini yerine getiremez hale gelir. Bitki özlü nemlendiriciler, cildin zayıflayan nem tutma kapasitesini artırır. Dış etkenlere bağlı olarak günlük nem ihtiyacı giderilmemiş olan epidermin bu gereksinimi böylece karşılanır. Amerika’da yapılan araştırmalar, 35 yaş üzerinde olup, nemlendirici krem kullananların kırışıklık şikayetlerinin, kullanmayanlara kıyasla, yüzde 50 azaldığını gösteriyor. 20 - 30 yaş: Bu yaş grubunda, normal veya yağlı cilt yapısına sahip olanlarda da cilt kuruluğu görülebilir. Nem eksikliğini giderecek nitelikteki kremler, cilde nüfuz ederek koruma sağlar. Ayrıca, cildin su dengesini düzelterek cildi canlandırır. Nemlendirici kremlerde bulunan bitkisel konsantrasyon, hücreler tarafından emilir. Bu da cildin en üst yüzeyi olan epiderme esneklik ve rahatlama kazandırır. 30 - 40 yaş: 25 yaşından sonra cildin doğal nemlendirici mekanizması yavaşlamaya başlar. Donuk, nemsiz, elastikiyetten yoksun bir cilt için kullanılacak nemlendirici kremin yumuşatıcı etkisinin yoğun olması gereklidir. Bitkisel lipozomlarla takviye edilmiş nemlendiriciler, 30 yaş ve üzeri ciltleri için idealdir. Bitkisel özlü nemlendiriciler cildin su deposunu uzun süre optimal düzeyde tutarak nemlilik sağlar. 40 - 50 yaş: Giderek daha da kuruyan ve doğal nemini kaybeden cildin, derinlemesine nemlendirilmeye ihtiyacı vardır. Limon, salatalık ve çiçek özlü kremler, cilt hücrelerine nüfuz ettiklerinde en az 8 saat boyunca nemlilik ve esneklik sağlarlar. Bu tür kremlerin kullanılması, cildin nem kazanma sürecini hızlandırır. 50 yaş ve üstü: Yaşın ilerlemesiyle birlikte, kullanılan ilaçlar, geçirilen hastalıklar ve hava kirliliği cilt üzerinde daha belirgin bir etki göstermeye başlar. Bu yaş grubu tarafından kullanılacak nemlendiricilerin, cildi nemlendirmenin yanısıra, onarıcı ve kırışık giderici özelliklerinin de bulunması gereklidir. Sorunlar ve çözümleri Hava kirliliği, soğuk ve stres Hemen hemen herkes, yüz bakım ürünlerinin her açıdan doğal olması gerektiğine inanıyor. Belki de bu inanç herkesin gönlünde uyanan çevre korumacılığının bir uzantısı. Çünkü nehirlerin, göllerin, ormanların ve özellikle de soluduğumuz havanın düşmanı olan kirlilik, cilt sağlığımızı da tehdit ediyor. Yapılan pek çok araştırma stres, düzensiz yaşam, sigara dumanı ve çok kuru havaların cildin korunma mekanizmasını öldürdüğünü gösteriyor. Cildin yapı taşlarını yok eden her türlü kirlilik, cildin kırışıp sarkmasına neden oluyor. Kuproz Açık renk ve hassas cilde sahip olanlar, sık sık, yanaklar, alın, burun ve elmacık kemikleri üzerindeki kızarıklıklardan yakınırlar: Kılcal damarların genişlemesi, aşırı miktarda kanın geçişine neden olur. Yarım saat kadar sonra kaybolacak olan kızarıklık ortaya çıkar. Bu genişleme kalıcı olduğu zaman, kuprozdan söz edilir. Bu durum, kılcal damarlarda kontrol altına alınması gereken bir hassasiyet olduğu anlamına gelir. 1 - Işık ve sıcaklık kaynaklarına, dolayısıyla UV ve kızılötesi ışınlara uzun süre ve direkt olarak maruz kalmayın; kesinlikle alkol ve sigara kullanmayın; yüz temizliği sırasında, çok sıcak su ya da buhar banyosundan kaçının; temizleme sütü yanında, ebegümeci ve papatya gibi ağrı dindirici bitki özlerine dayanan alkolsüz tonik kullanılması uygun olur; UV korumalı kremler ya da çinko oksit bazlı özel koruyucular kullanın. 2 - Eğer sivilce oluşumuna eğilimli bir cildiniz varsa, her sabah, 4 - 5 dakika süresince demlenmeye bıraktığınız yabani çilek çayını için. Papatya, lavanta, ebegümeci, anason çayları da kan dolaşımını kolaylaştırmak ve heyecana dayalı gerilimden kurtulmakta faydalı olabilir. 3 - Makyajın, sivilceli deriyi daha kötü hale getireceği kanısı yanlıştır. Aksine, makyaj cildi dış etkenlerden koruyan bir kalkan işlevi görür. Kozmetik alerjisi Kozmetikler kolay kolay alerji yapmaz. Ama, normalde zararsız olduğu halde, sizin cildinizin hassasiyet gösterdiği bir madde (renklendirici, koku verici, koruyucu katkı maddeleri) içeriyor olabilirler. Dermatolojik olarak test edilmiş de olsa, hiçbir kozmetik malzeme bu riski tamamen önleyemez. Ürünlerin üzerindeki “hipoalerjenik” ibaresi, alerji riskinin en aza indirildiğini gösterir. Herhangi bir ürüne körükörüne güvenmemek en geçerli kuraldır. Özellikle, cildi hassas olanlar, yalnızca kozmetik seçerken değil, satın aldıklarını saklarken de özen göstermelidirler. 1 - Kutu ve tüpleri sıkıca kapattığınızdan emin olun. 2 - Kozmetiklerinizi aşırı sıcaklık farklarından koruyun. 3 - Kremlere direkt temastan kaçının. Elleriniz yerine minik bir spatula kullanın. 4 - Ürünlerin alerji riski çok yüksek bir bölge olan göz çevresine değmemesine özen gösterin. 5 - Deride uçuk varsa, kozmetik ve makyaj malzemesi kullanmayın. Durum tamamen normale dönmeden bunları tekrar sürmeyin. 6 - Alerjik tepkiden “sorumlu” kozmetiği saptamak için, ilgili bölgede kullandığınız tüm kozmetikleri, günde bir tane olmak üzere, deneyin. Böylece, cildiniz için zararlı kozmetiği belirleyip bunu kullanmaktan kaçınabilirsiniz. 7 - İlk kez kullandığınız bir ürün cildinizin tepki vermesine neden olabilir. 8 - Cildinize sürmüş olduğunuz parfüm veya parfümlü kremler, güneş banyosu sonrasında, ışık hassasiyetine neden olabilir. Sivilce ve akne tedavisinde anahtar kelime: “temizlik” Akneli cildin görünümünü düzeltmek için ilk adım, temizlik. Yüzün, sabah ve akşam, sıkıştırıcı maddelerle zenginleştirilmiş, çok hassas bir nötr sabunla yıkanması gerekli. Temizleyici seçiminde, cildin yağını fazla almayacak bir malzeme olmasına özen göstermek çok önemli: Aksi takdirde, tersine bir etki görülebilir ve yağ bezleri fazla yağ üretebilir. Cildin aşırı temizlenmesinden kaynaklanan bir tür akne de vardır. Tedavide genel kurallar: 1 - Cilt toniğiniz çok az alkol içermeli. Antiseptik ve ağrı dindirici maddelerle zenginleştirilmiş olanları tercih edin. 2 - Koruyucu kremler içinde en uygun olanlar, cilde mat bir görünüm veren ve çabuk uçanlar. Bunların içindeki yağlı kısım, deriyle direkt olarak temas etmiyor. 3 - Temizlik maskeleri, cildi rahatlatan ve yağ üretimini azaltan A, E, F vitaminleri ve atkuyruğu, lavanta, adaçayı, biberiye, mercanköşk gibi bitki özleri içermelidir. 4 - Bir estetisyenin belli sıklıkta uygulayacağı derinlemesine temizlik, cildin durumunu kontrol altında tutmaya yardımcı olacaktır. 5 - Akneli cilde makyaj yaparken, özel hazırlanmış ürünler kullanmaya dikkat edilmeli. Örneğin, yağsız bir toz fondöteni kuru bir sünger yardımıyla uygulayabilirsiniz. Sivilcelerin azdığı dönemlerde pek makyaj yapmamanız daha iyi olur. 6 - Bir estetik uzmanı, akne sorununuzu 2 - 3 ayda çözebilir. Uygulanacak tedavi, kozmetik malzemelerle de takviye edilen birkaç ilacın kullanımına dayanıyor. Günümüzde, ilaçların içerdiği retin - A gibi temel aktif maddelerin oranının düşürülmesi, yan etkileri azalttığı gibi, mükemmel sonuç elde edilmekte. Tahrişe karşı önlem alın Cilt, genel olarak, havanın, çevrenin ya da kozmetiklerin etkisi yüzünden tahriş olur. Aşındırıcı ürünler (peeling) başta olmak üzere, bazı maddelerin hatalı kullanımı da cildi tahriş edebilir. 1 - Toz, kir ve cildin uzun süre makyajlı kalması tahrişe yol açabilir. Dolayısıyla, makyajın, en geç 10 - 12 saat sonra temizlenmesi yerinde olur. 2 - Mineral yağlar, parfüm ve alkol, hassas ya da herhangi bir rahatsızlığı olan ciltlerde tahrişe neden olabilir. 3 - Boyalar, renk açıcı kremler ve tüy dökücüler tahriş riski en yüksek kozmetikler. 4 - Tahrişe yol açma açısından, bitki özleri ya da doğal maddeler içeren kozmetikler, sentetik olanlardan daha güvenli değil. 5 - Dermatolojik olarak test edilmiş kozmetiklerin cilt tarafından kabul edilmeme olasılığı daha az. Gene de, cildiniz hassassa dikkatli olun. 6 -Kozmetik kullanırken, tahrişin çeşitli faktörlere bağlı olduğunu unutmayın. İşte bunlardan bazıları: Temas türü (Örneğin, şampuanın deriyle temas ettiği süre, deodorantınkinden daha azdır); temas noktası (Göz çevresi gibi bazı bölgeler, daha hassastır); PH değeri (Cilde uygun olanlar, asit özellik taşıyanlardır); uçma (Bazı kozmetikler, havayla temas ettikten sonra bozulup cildi tahriş edebilir
CİLT BAKIMI
Ocak 13, 2008
CİLT BAKIMI
Elbette her insan güzel ve bakımlı olmayı ister. Ayrıca, kozmetik ürünlerine masraf yapmadan kendiniz de evde kolaylıkla maske hazırlayabilirsiniz. Cilt bakımı ve maske hazırlama konularında size birkaç öneri:
CİLDİNİZİ TEMİZLEYİN: Alfa hidroksi asit içeren peeling amaçlı iyi bir temizleyici ile yüzünüzü silin. Uygun temizleyiciniz yoksa evde hazırlayacağınız kolay bir karışım işinizi görecektir. Yulaf ezmesini toz pudra kıvamına gelene kadar dövdükten sonra ılık suyla karıştırarak ovalayın. Karışımı yüzünüze dairesel hareketlerle masaj yaparak yedirin. Ilık bir bezle yüzünüzü sildikten sonra soğuk suyla durulayın.
BUHAR BANYOSU YAPIN: Bir kahve fincanı içine papatya ve nane çayını koyun. İnce bir bezi bu karışıma batırın (bezin gözünüze ve dudaklarınıza gelen kısmını kesebilirsiniz). Bezi yüzünüze doğru tutup bu şekilde 1-2 saniye bekledikten sonra bezi tamamen yüzünüze bastırın ve 10 dakika bu şekilde rahatlayın.
MASKE: Kozmetik ürünleri arasından seçebileceğiniz pek çok bakım maskesi var. Cildinizi derinlemesine temizleyen, nemlendiren ya da cildinizin eksiklerini gideren bir tanesini seçip uygulayabilirsiniz. Dışarıda satılan ürünlerin yerine, evde kendi maskesini yapmak isteyenler için işte önerilerimiz:
Bu maskeleri hazırlamak için malzemeleri bir kase içinde karıştırın ve yüzünüze uygulayıp, on dakika bekletin.
Çikolata Maskesi: (tüm ciltler için) 1/2 fincan kakao, 4 yemek kaşığı krema, 3 tatlı kaşığı süzme peynir, 1/4 fincan bal, 3-4 tatlı kaşığı yulaf ezmesi, 3 tatlı kaşığı olgun avokado.
Sebze Maskesi: (yağlı ciltler için) 1/4 soyulmuş çekirdekleri çıkartılmış domates püresi, 2 tatlı kaşığı yoğurt, 2 tatlı kaşığı aloe jel, 3-4 tatlı kaşığı yulaf ezmesi, 1 tatlı kaşığı rendelenmiş salatalık, 2 rendelenmiş nane yaprağı.
Tutti Frutti: (kuru ya da çatlamış ciltler için) 1 fincan püre haline getirilmiş muz, şeftali, kavun, karpuz, böğürtlen, çilek karışımı, 2 yemek kaşığı krema, 2 tatlı kaşığı süzme peynir, 1 tatlı kaşığı esmer şeker, 1/2 tatlı kaşığı kuru ada çayı, 3-4 tatlı kaşığı yulaf ezmesi.
DURULAYIN: Cildinizde kuruyan maskeyi çıkarmak ustalık ister. Maskeyi kaldırmadan önce cildinizi nemlendirmek için ılık bir bezle hafifçe ovalayın.
NEMLENDİRİN: En iyi nemlendiricinizi parmak uçlarınızı kullanarak yüzünüze uygulayın. Daha sonra göz kreminizi de serçe parmağınızla yavaşça sürün. Bütün bu işlemlerden sonra dışarı çıkmak istiyorsanız; sürdüğünüz kremlerin güneş ışınlarına karşı cildinizi koruma özelliği olmasına dikkat edin.
CİLT TİPLERİ
NORMAL CİLT: Görünümü şeffaf, gözenekleri kapalı, lekesiz ve problemsiz bir cilt. Hafif bir bakımla doğal güzelliğini korur. Kullanılacak ürünler: Süt tipi temizleyici, alkol oranı normal bir tonik ve su içerikli hafif bir nemlendirici.
KARMA CİLT: Alın, burun ve çene yağlıdır. Yani yüzde T şeklinde bir yağlanma görülür. Yağlı olan kısımlarda siyah nokta, yağ butonları, açık gözenekler bulunabilir. Yanaklardaki gözenekler ise kapalıdır. Kullanılacak ürünler: Süt tipi temizleyici, düşük alkollü tonik, cildin durumuna göre nemlendirici ve eğer gerekiyorsa göz çevresi için krem.
KURU CİLT: İnce bir üst deriye sahip, gözenekleri ufak ve kapalı cilt. Ancak yağ salgılanması normalin altında olduğu için görünümü mattır ve pul pul kalkmalar görülür. Cilt gergindir fakat çabuk kırışır. Kullanılacak ürünler: Süt tipi temizleyici, alkolsüz tonik, yağ içerikli nemlendirici, besleyici gece kremi, göz çevresi kremi ve nemle yağ depo edici maskeler.
YAĞLI CİLT: Görünümü parlak ve yağlı, gözenekleri açık bir cilt tipi. Gözeneklerin içi genellikle dolu, siyah noktalı ve sivilceli olabilir. Yağlı cildin akne problemini önlemek için çok dikkatli bir günlük temizlik programı uygulanmalıdır. Kullanılacak ürünler: Jel tipi temizleyici, alkollü tonik, su içerikli nemlendirici ve sarkmayı önlemek için temizleyici ve sıkıştırıcı maskeler.
EĞER YAĞLI CİLT SİVİLCELİYSE: Sivilce, siyah nokta ile kapalı olan gözeneklerden fazla yağ salgısının dışarı çıkamayıp, olduğu yerde birikmesiyle oluşur. Yağlı ciltlerde kullanılacak ürünlerin özenle seçilmesi şarttır. Kullanılacak ürünler: Antiseptik sabun (kükürt, kafur, katran içeren ürünler).
EĞER YAĞLI CİLT HASSAS İSE: Genişlemiş gözenekler, zaman zaman kırmızı lekeler görülür. Hassasiyetinden pul pul kalkabilir. İç ve dış etkenlere karşı duyarlıdır. Kaşıntı ve yanma görülebilir. Kullanılacak ürünler: Süt tipi temizleyici, kesinlikle alkolsüz tonik, alerji giderici kremler ve genelde cildin susuz yapısı olduğu için su içerikli hafif nemlendiriciler.
OLGUN CİLT: Hücrenin yaşam ritminin yavaşlaması sonucu oluşan bir cilt tipidir. Ölü hücreler kat kat yığılarak sonuçta cilde kaba bir görünüm verir. Yağ hücrelerinin daha yavaş çalışmaları ise derin çizgilere ve gevşemeye neden olur. Sürekli bir nemlendirici kullanılmazsa deri kurur ve kırışır. Kullanılacak ürünler: Kipozom ve vitamin E içeren kremler, alkolsüz tonik, alerji giderici kremler ve genelde cildin susuz bir yapısı olduğu için su içerikli hafif nemlendiriciler.
hollywood diyeti
Ocak 13, 2008
hollywood diyeti
Hollywood diyeti :Madonna, Carmen Electra, Catherine Zeta Jones ve Sharon Stone gibi ünlülerin tercih ettiği ‘Hollywood Diyeti’ne 1 ay boyunca devam edenler 12 ila 16 kilo verebiliyor.
YOĞURDUN MUCİZELERİ
Ocak 13, 2008
ÜNLÜ GÜZELLERİN SIRRI DOĞADA SAKLI
Ocak 13, 2008
Madonna, yüzünü çilek ve süt ile koruyor… Victoria Beckham ise deniz yosunundan vazgeçmiyor. Biri müzik tarihinin gelmiş geçmiş en büyük sesi Madonna, diğeri de ünlü futbolcu David Beckham’ın kendisi kadar medyatik güzel eşi Victoria… İşte dünyaca ünlü bu iki ismin güzellik sırları… 31 yaşındaki 3 çocuk annesi Victoria Beckham, vücuduna adeta tapıyor. Bu nedenle kendisine özel bakım uyguluyor. Ancak bu bakım sandığınız gibi pahalı değil. Victoria Beckham, kesinlikle kırmızı et yemiyor. Balık ve buharda pişmiş sebze yemeye yönelik bir beslenme alışkanlığı edinen Victoria Beckham, bunun yanısıra bol bol spor yapıyor. 
BALLI MASKE SÜRÜYOR
Victoria’nın güzel cildinin sırrı ise bal ve yoğurt. Bir yemek kaşığı yoğurt ve bir yemek kaşığı bal ile bir karışım hazırlayan Victoria, bu maskeyi sabahları yüzüne sürüyor. Ünlü güzelin diğer bir sırrı ise yosun. Victoria, yüzü için ise deniz yosunları esanslı krem kullanıyor. Her gün E vitamini alıyor ve yarım saat yürüyor Bu kadının 46 yaşında olduğuna kim inanır! Hala genç kız gibi görünen Madonna, formunu doğal ürünlerle beslenmesine borçlu. Aynı zamanda yoga yapan seksi yıldız, mutlaka her gün E vitamini alıyor ve bu vitamini içeren yiyecekleri tüketmeye özen gösteriyor. Ünlü şarkıcı ayrıca her sabah cildine, süt ve çilek ile hazırladığı maskeyi sürüyor. Bu arada Madonna formda kalmak için de hergün mutlaka yarım saat yürüyüş yapıyor.
Kaynak :http://www.anneminmutfagi.biz/yeni/
CİLDİMİZDE KİVİ TAZELİĞİ
Ocak 13, 2008
Kivi denilince aklınıza ne gelir?Tüm meyvelerde olduğu gibi onun da içinde asitler ve birçoğundan fazla C vitamini var. Kivinin bir başka özelliği de sindiriminin çok kolay olması. Genelde yemekten hemen sonra meyve, mideyi şişirir ve yediklerimizin yağa dönüşmesini kolaylaştırır. Bu konuda istisna olan iki meyve vardır, biri çilek diğeri de
günün konusu kivi:)
Asitler cildinizi yeniler:
Meyve asitleri cildimizin yüzeyindeki ölü deri tabakasını hafifçe soyarlar. Yani “peeling” yaparlar. Böylece cildin rengi canlanır, yumuşar ve hafif lekeler, siyah noktalar azalır. Ölü deri atıldığı için cilt yenilenir, kolajen sentezi canlanır, içten dışa doğru dolgunluğu ve esnekliği artar. Meyve asitlerinde mikrop üremesi zordur. Tümünün anti bakteriyel özelliği vardır. Bu nedenle sivilcelere de çok iyi gelirler.
Vitaminler besler:
C vitamini bakımından en zengin meyvelerden biri kividir. C Vitamini ise kolajenin en iyi besinlerinden biridir. Ayrıca kivi, bir miktar B vitamini ve zengin minerallerle doludur. Örneğin kalsiyum, magnezyum ve fosfor gibi. Tümü de cildimize yararlıdır.
Kivi maskeleri:
Sizin için hazırlanması en basit olan maskelerden birkaç örnek vereceğim. Esasında harika kivi kremleri de yapılabilir ama onlar biraz daha fazla malzeme ve özen isterler. Aşağıdaki yöntemleri ise kolayca uygulayabilirsiniz. Hangisini seçerseniz seçin, ardından yüzünüzü ılık ve soğuk suyla dönüşümlü olarak çalkalayıp, yumuşak bir havluyla ovalamadan kurulayın. Sonra nemlendiricinizi sürün.
Dilimlenmiş kivi halkaları:
Fazla olgunlaşmamış bir kivinin kabuklarını bir zar gibi soyun, sonra keskin bir bıçakla, mümkün olduğu kadar ince dilimlere ayırın. Ardından rahatça uzanıp, hatta bir de müzik eşliğinde bu halkaları yüzünüze yerleştirin. Cilt tipinize bağlı olarak 5-15 dakika kadar bu şekilde dinlenin.
Kivi suyu ile kompres:
Kiviyi önce presle veya blender ile sıvı hale getirin. Sonra steril bir sargı bezini hazırladığınız kivi suyuna batırarak, yüzünüze kompres yapın. Bu işlemi 10 dakika kadar sürdürebilirsiniz. Kivi suyu + kil Kivi suyuna bir miktar kil ilave edip, temiz ve küçük bir tahta kaşıkla krem kıvamına getirin. Bu karışımı maske şeklinde yüzünüze sürün. Sırt üstü uzanıp veya koltuğa yaslanıp 10 dakika dinlenin. Bu maske özellikle yağlı ve sivilceli ciltler için çok yararlıdır.
Her cilt özeldir:
Herkesin cildinin kendine has özellikleri vardır. Örneğin vitamin ve mineralleri emebilme kapasitesi aynı değildir. Kalın ve yağlı ciltlerde emilim daha zordur ve ölü tabakalar daha fazladır. Bu nedenle daha güçlü ürünlere ihtiyaç duyarlar. Kişinin yaşı da önemlidir. Zamanla cildin emme gücü azalır. Dolayısıyla ya daha güçlü ürünler seçmek ya da kullanma sıklığını artırmak gerekir.
Kalın ve yağlı cilt:
Cildiniz kalın ve yağlı ise, kivi maskeleri sizin için idealdir. Cildinizdeki gözenekleri sıkıştırır ve yağlanmayı dengeler. Mümkünse olgunlaşmamış kivi kullanmaya çalışın. Haftada iki kere 15 dakikalık maske uygulayabilirsiniz. Eğer sivilceleriniz varsa, killi maskeyi tercih edin.
Yağlı ve ince ciltler:
Bu tip ciltler kadınlara özgüdür. Erkeklerin cildi genelde daha yağlı ve kalındır. Ne yazık ki ince ciltler kolayca sarkabilir. Kivi maskesi bu tip cilt için çok uygundur. Bol miktarda C vitamini sayesinde kolajen sentezi artar ve cilt gerilir. Haftada 2 kez 5′er dakikalık maskeler sizin için yeterlidir.
İnce ve kuru cilt:
En hassas cilt tipidir. Şevkat ve bakıma ihtiyacı çoktur. Kivinin özellikle kabuk kısmındaki C vitamini bu tip ciltlerin yenilenmesine yardımcı olur. Haftada iki kez uygulayabilirsiniz. Cildin tahriş olmaması için maskeyi 5 dakikadan fazla tutmayın.
Normal Cilt:
Kivi maskesi bu tip ciltleri daha da berraklaştırır ve rengini açar. Maske için önereceğim sıklık ve süre, haftada 2 kez, 10 dakikadır. Kivi maskesini uygularken… Kivi maskesini uygulamadan önce cildinizi temizlemeyi ihmal etmeyin. Mümkünse banyodan sonra yapın. Özellikle 25 yaşından sonra kivinin çok yararını görürsünüz. Malum bu yaştan itibaren cildin kendi kendini yenileme hızı azalmaya başlar. Kivi maskeleri ile hücreler yenilenir, gözenekler açılır, cildin rengi ve dolgunluğu gelişir, lekeleri hafifler, siyah noktalarla sivilceler azalır.
Kaynak :http://www.anneminmutfagi.biz/yeni/





